Groupware etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Groupware etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2009 Perşembe

Kişisel ve Yarı Halka Açık Büyük Ekranlar V

Özel Tasarım Cihazlar

Büyük ekranlar ile etkileşim için özel olarak tasarlanmış cihazlar arasında kontrol aksiyon masası (Control Action Table, CAT) eldiven veya kalem tabanlı etkileşimin ötesinde 6 serbestlik derecesine sahip ve sanal ortamlarla çalışma olanağı sağlayan bir arayüzdür (Hachet, Riviere, Guitton, 2003). Tasarlanan masanın herhangi bir yöne itilmesi hareketin sanal ortama yansıtılmasını sağlayabilir. Serbest bırakıldığında aynı konumu koruduğu için sanal ortamda herhangi bir değişikliğe sebep olmaz, bu nedenle gerekli durumlarda kullanıcının ellerini serbest olarak kullanabilmesine veya farklı kullanıcıların kontrolüne olanak sağlayabilmektedir. Masaüstünde sabitlenmiş olan tablet üzerinde kalem hareketi imleç yönlendirilebilmektedir.

Bir diğer yöntem veri girdisi için kullanıcı işaretlerini temel alır. Dokunmatik ekranlar küçük ekranlar için kullanıldığı gibi, büyük ekranlarda kullanıcının ekranın farklı noktalarına temas etmek için fazla hareket edeceğinden ve çoğu zaman ekranın bazı bölgelerinin ulaşılması fiziksel olarak mümkün olmayacağında, bu tip büyük ekranlar için harekete dayanan bir işaretçi sistemi büyük bir ekranın her bir noktasına erişmek için kullanılabilir. Bolt (1984) manyetik alan ile çevrili küçük bir “verici” küp yardımıyla kullanıcı hareketlerinin “algılayıcı” büyük bir küp tarafından manyetik alandaki değişmeler şeklinde belirlenip, bu değişimlerden uzaysal koordinatların hesaplanabileceği bir teknik tanımlar. Zimmerman, Lanier, Blanchard, Bryson ve Harvill (1987) el hareketleri, oryantasyonu ve pozisyonunu takip edebilen cihazlı bir eldiven geliştirmiştir. Kullanıcı el hareketlerinin takibinde, hareket tabanlı veri girdisi nesne yönlendirme etkinlikleri için doğal, sade bir yöntem sunmaktadır. Kullanıcıların günlük yaşamlarında kullandıkları ve alışkın oldukları hareketleri, sanal objeler üzerinde taşıma, çevirme ve düzenleme gibi görevleri yerine getirmek için kullanabilmeleri esnek ve etkin bir etkileşim olanağı sağlamaktadır (Greenstein). Ancak bu tip izleme sistemleri toplu çalışmalarda gerçekçi olmamaktadır. Her bir potansiyel kullanıcıya etkileşim için takip edilecek bir algılayıcı-verici şifti temin etmek her zaman mümkün olmadığı gibi, etkin bir çözüm de değildir.

Görüntü İzleme

Klasik izleme sistemleri büyük ekranlar üzerinde bazı dezavantajlar sergilerken, görüntü izlemeye dayalı sistemler bu eksiklikleri ortadan kaldırabilmektedir. Öncelikle kablo veya benzeri bir kısıtlama olmaksızın, herhangi bir cihaz giyilmesine gerek olmadan kullanıcının ekranın çevresinde bulunduğu konumdan bağımsız olarak her yerden izlenebilmesi mümkün olmaktadır. Yıllardır yapılan çalışmalarda, insan vücüdü ya da insan eli gibi eklemli cisimlerin veido izlemesinin münkün olduğunu gösteren başarılı çalışmalar yapılmıştır. Örneğin, Rehg ve Kanade [11] ve Heap ve Hogg [12] görüntü girdisinden el duruşunu ortaya çıkarmış, Kameda ve diğerleri [13] 1995 de insan vücudunun duruşunu algılamak üzerine çalışmıştır. Ancak bu tip model tabanlı teknikler ihtiyaç duydukları hesaplama gücü sebebiyle büyük ekran etkileşimi için en iyi çözüm olarak değerlendirilmemektedirler. Öte yandan, resim tabanlı yaklaşımlar büyük ekranlı ortamlarda başarıyla uygulanabilmiştir. Örneğin [14] vücut duruşunu sınıflandırmak için hareket geçmişi resimlerini temel alır. Burada sadece silüet bilgisine dayanıldığı için, bu tip algoritmaların kullanımı oldukça kolaydır. Moeslund ve diğerleri çıplak elin işaret pozisyonunu tesbit etmeye çalışırken, görme tabanlı algoritmalar ile elin işaret parmağını belirlemeye çalışırken “kafa takipçisi”? nden gelen görüntülere ihtiyaç duymaktadır. Maalesef kollektif çalışma ortamlarında tüm kullanıcılar için bu cihazın temini mümkün olmayabilir [15]. Sato ve diğerleri, kullanıcıların el pozisyonları ve yönelmelerinden işletme ve gezinme fonksiyonlarını elde etmeye çalışır[16]. Bu çalışmanın sonuçları kullanıcıların kendi el hareketleri ile ekranı yönetebilmelerini kullanışlı bulmaları açısından umut verici olmuştur. Ancak bu tip uygulamalarda yine ortamdaki ışık miktarı ve kameraların yönelimi gibi çevresel ihtiyaçlar bulunmaktadır.

Büyük bir ekranda bilgi üzerinde çalışmak her gün yapılan bir iş değildir, bu nedenle bu tip ekranlarla çalışırken kullanıcılar büyük ekranları rahatlıkla kullanabilmek ister. Burada amaç cihaz ile çalışmak değil bilgi ile çalışmaktır. Bu sebeple vücut, özellikle el hareketleri takibi ile etkileşim sağlayacak bir sistemin kullanıcıları günlük hareketlerini algılayabilmesi ve yorumlayabilmesi gerekir. Bu tip sistemler genellikle belirlenen beli başlı hareketler üzerine eğitilir. Bu hareket repertuvarının oluşturulması için mümkün olan en doğal hareketlerin belirlenmesi önemlidir. Bu tip sistemler genellikle tek kullanıcının etkileşimi gözönüne alınarak tasarlanmıştır. Oysa duvar boyu bir toplantı odası ekranı önünde birden fazla kullanıcının sistemler ve birbirleriyle etkileşime geçtiği durumlar için aynı anda birden fazla kullanıcıyı ve hareketlerini tesbit edip gerekli tepkiyi verecek bir sistemin tasarlanması önemlidir (Fikkert).

Krahnstoever ve diğerleri kriz yönetim sistemleri için kullanıcı tarafından sağlnan doğal vücut ifadelerinin ve sesli komutların işlenmesi ile karfmaşık acil durum senaryolarının etkin bir biçimde yönetimi için XISM sistemini tasarlamıştır [18]. Örneklenen sistemde gerçek zamanlı etkileşimde kısıtlamasız serbest el ifadeleri ve konuşma birleştirilmiştir. Bu çalışmanın sonuçlarında, sistemin verilen senaryoların %95’ inde beklenen işlemi gerçekleştirdiği, kullanıcıların %80’ inin etkileşim deneyimlerini olumlu değerlendirdiği görülmektedir.

Cao ve Balakrishnan, büyük ölçekte görüntüler için kullanılabilecek pasif olarak takip edilen bir görüş kalemi fikrini ortaya atmıştır. VisionWand adı verilen bu okuma kalemi, hiç bir elektronik eklentisi olmayan iki ucunda renkli bölümler bulunan plastik bir çubuk olarak tasarlanmıştır. Bilgisayar ile direk olarak iletişime geçmesi mümkün olmayan bu pasif aracın hareketleri ve konumu izlenerek elde edilen bilgiden dolaylı olarak gerçekleştirilmek istenen işlem belirlenmelidir.

Grubert ve diğerleri, duvar ekranında fotogerçekliği olmayan görüntüler ile iki farklı etkileşim yöntemi tanımlayarak kullanıcıların tercihlerini değerlendirmektedir. Burada, bir işaretçi yardımı ile uzaktan veya görüntü yüzeyi ile temas ederek yakından yönetime olanak bulunmaktadır. Her iki yöntemle de resim verileri üzerinde çalışılarak kullanıcıların farklı yöntemlere yaklaşımları takip edilmiştir. Genel olarak kullanıcı testlerinde doğrudan etkileşimin daha hızlı ve kesin olduğu, uzaktan etkileşimin hassasiyetten fedakarlıkla doğrudan etkileşimin hızında gerçekleştirilebildiği görülmektedir. Kullanıcıların tercihlerinde her iki yöntemin de yer aldığı ve yöntemlerin tercih ve performansları arasında bir korelasyon gözlemlenememiştir.

Kullanıcıların fiziksel gezinmeyi sanal gezinmeye tercih ettikleri çeşitli çalışmalarla gözlemlenmiştir. Ayrıca kullanıcılara daha geniş bir görüntü alanı sağlandığında kullanıcılar kendilerine verilen bu kaynağı da kullanarak geçekleştirdikleri görevlerde daha yüksek performans görterebilmektedir (Ball ve North, 2007).

Guimbretiere ve diğerleri, düşünme sürecini bölmeksizin akıcı etkileşimin gerekliliğini büyük ekranlarda ortak çalışma açısından ele almıştır. Kullanıcıların çalışmaları esnasında pencereler, mesaj kutuları ve masaüstü arayüzlerden bidiğimiz benzeri etkileşim metaforları ile bölünmeksizin basit ancak akıcı bir etkileşim içerisine girebilmeleri gerekmektedir. Gumbretiere ve diğerleri, akıcı etkileşimi aktivitenin akışını sürekli kesintiye uğratacak etkileşimlerin olmaması şeklinde tanımlar. Isenberg ve diğerleri, akıcı etkileşimi sağlayabilmek amacıyla hareketli uzaysal araçları önermiştir. Bu araçlar çoğunlukla istenen düzenlemeleri başlatabilmek için nesnelerin ekranın belirli bölgelerine taşınmasından ibarettir. Bu araçlar kolay ekran temizleme, yakınlaştırma, otomatik hizalama, ilişkili nesneleri guruplandırma, hareket yön belirleme ve radyal hizalama olarak sıralanabilir. Ortak çalışmaya destek olma amaçlı bir diğer çalışma, yüksek çözünürlüklü geniz bir görüntüleme alanı üzerinde kalem veya parmak aracılığıyla çalışma alanında istenilen yere açıklayıcı notlar yerleştirilmesi üzerinedir (Isenberg, 2006). Ekran üzerinde bulunan bir veya daha fazla nesne arasında guruplandırma yapılarak bu gurup üzerine dijital açıklamalar yapıştırılabilmektedir.

Cheng ve Takatsuka, doğal etkileşimi sağlamak için önerdikleri sistemde kullanıcının bulunduğu yeri algılamak için ekranın üstüne aşağı doğru bakan bir kamera yerleştirmişlerdir. Kullanıcının işaret ettiği yönü tesbit etmek için kullanıcının gözlerinden işaret parmağına ekranla kesişen bir doğru çizerek bir imleç ile belirtilen bu kesişim noktasını kullanıcının planladığı hedef olarak belirlemişlerdir[23]. Deneylerde elde ettikleri sonuçlar da sistemin hassas baş hareketlerini ayırdedebilecek kadar güçlü olduğu ve iyi bir uzaklık kestirimi sunabildiğini bildirmektedir. Bu sonuçlar aynı zamanda en az %67 dopruluk ve %99 optimal performans sağlandığını göstermektedir. Geliştirilmesi gerken bir önemli bir nokta, çalışmada kullanıcıların gözleri ve işaret parmaklarını bir doğru üzerinde kullandıkları varsayımıdır. Bir gözün diğerini domine etmesi durumları araştırılmalıdır.

Kişisel ve Yarı Halka Açık Büyük Ekranlar IV

PDA & Cep Telefonu

Bazı çalışmalar kullanımı yaygınlaşan kişisel dijital asistanların (PDA) büyük ekranlar ile etkileşim için kullanılabileceğini öne sürmüştür [19, 20]. Bu cihazlrın büyük ekran için bir uzaktankumanda gibi kullanılabilmesi, kullanıcıyı herhangi bir fiziksel kısıtlama olmaksızın rahatça hareket etme olanağı sağlar. Ancak burada kullanıcının PDA ile etkileşime geçip sonucunu büyük ekranda alması dolaylı bir etkileşim olduğundan en iyi çözüm olup olmadığı tartışmalıdır. Ayrıca kollektif çalışmalarda her kullanıcıya PDA sağlanması gerekliliği veya çalışmayı tamamlayan kullanıcının ihtiyacı kalmayan cihazı ne yapacağı gibi henüz çözümlenmeyen sorunlar mevcuttur.

De Michelis, Loregian ve Martini (2006) tarafından yapılan bir çalışma hemen herkesin yanında bulunan cep telefonlarının sınıflardaki akıllı tahtalar için işraretçi olarka kullanılmasını hedeflemiştir. Kızılötesi özelliği olan cep telefonları aracılığıyla, aynı ortamda birden fazla büyük ekran olsa bile kullanıcı telefonunu istediği ekrana yönelterek çalışabilmektedir. Ayrıca telefonlar aracılığıyla ekranlara resim, video, vb. dosyalar yükleyebilmektedirler. Bu çalışma ile kullanıcıların yanlarında karmaşık bir cihaz taşımak zorunda kalmaksızın her koşulda akıllı tahtalar ile etkileşime geçebilmeleri hedeflenmiştir[8].

BYOD makalesi

Lazer İşaretçiler

Lazer işaretçiler hareketlilik, direk etkileşim ve oldukça düşük maliyeti gibi artıları olmasına karşın gecikme ve insan elinde dengesizlik gibi dezavantajları da bulunmaktadır. Kırmızı lazer noktasının vdeio kamera ile yakalanan ekranda tesbit edilmesi mantığına dayanan lazer işaretçiler ile kurulan sistemler üzerine bir çok çalışma yapılmıştır [21, 22].

Cheng ve Pulo (2003) duvar boyutunda görüntüler için dolaylı etkileşimin kullanıcıya getirdiği bilişsel yükü azaltmak ve kullanıcıya maksimum hareketliliği kazandırmak için lazer işaretçiler ile görüntü yüzeyindeki sıcak noktaları ve kullanıcının yapmış olduğu hareketleri yorumlayarak farklı olayları tetikleyen bir sistem önermektedir. Burada, kullanıcının işaretçi ile yapacağı hareketler (daire çizme, vb) yorumlanarak standard fare etkileşimleri ile ilişkilendirilmektedir. Ayrıca, birden fazla lazer işaretçi takibi yapılabilmekte böylece kullanıcılar arasında işbirliği sağlanabilmektedir.

Büyük heterojen veritabanları için veri görselleştirme amaçlı uygulamalarda kullanılabilecek çoklu projeksiyon cihazlarından oluşan duvar boyutunda bir sistemde ise, bilgisayarlı görme teknikleri kullanılarak lazer işaretçi hareketleri takip edilip yorumlanabilir(Chen&Davis, 2006). Burada aynı anda birden fazla kullanıcının işaretçi noktaları takip edilerek birlikte çalışma sağlanabilir.

Eckert ve Moore “Etkileşimli Öğrenme Duvarı”nı tasarlayarak, sınıf içerisinde eğitmenin istediği yerden lazer işaretçi yardımıyla projeksiyon tabanlı bir sistemde sunumunu işletmesine, aynı zamanda öğrencilerin de kendi mmakinelerinde çalışan yazılımlar sayesinde aynı sunumu kendi makinelerinde takip ederken, gerekli durumda ana bilgisayarın fare işaretçi kontrolünü ele alarak, sunumu not ekleme veya sunum üzerinde gezinme gibi işlevleri desteklemeyi hedeflemişlerdir[17].

8 Nisan 2009 Çarşamba

Kişisel ve Yarı Halka Açık Büyük Ekranlar III

Büyük ekran kullanıcıların normalden daha fazla sayıda görev ve pencereyi bir arada çalıştırdıkları bir gerçektir. Masaüstü boyutunda bir ekran ile birden fazla ekran üzerinde çalışmak istendiğinde kullanılacak bir çok yönteim şeması işletim sistemlerinde mevcuttur. Ancak büyük ekranlarda problem biraz farklıdır. Görüntüleme ekranı büyüdükçe aynı anda görüntülenebilecek bilgi miktarı artırılabilirse de, bilgilerin yalnızca bir kısmı kullanıcının odak alanı içerisinde olacaktır. Bundan kaynaklanan pencere ve görev yönetimi problemleri de yine büyük ekranlardaki kullanılabilirlik problemlerindendir. Burada görev çubuğu ve başlat menüsüne erişim kolaylaştırmak, ilgili pencereleri guruplandırarak kolay erişimi sağlamak, açık olan pencerelerin küçük resimler ile önizlemelerini oluşturarak kullanıcın üzerinde çalışmak istediği ekrana hızlı bir şekilde dönebilmesi gibi iyileştirmeler önerilmiştir. Duvar boyutunda bir ekranda, pencerelerin üstüste gelmesi durumu söz konusu olmayabilir. Kullanıcının seçmek istediği pencerenin bulunduğu bölüme yönelmesi yeterlidir. Ancak burada da kullanıcının ekran seçimi için ilgili bölgeye yürümesi zorunluluğu ortaya çıkar. Bu tip ekranlarda mininmum efor sarfederek pencereler/görevler arası geçişin sağlanabilmesi gerekmektedir[6].

Büyük boyuttaki ekranlar aynı anda hem yerel hem de genel görüntüleme imkanı sunması kullanılan arayüzlerin farklı miktarlarda yer değiştirme yöntemleri sunabilmesi, gerekli olduğunda ekranın bir diğer ucuna hızlıca hareket edebilirken, daha hassas gezinme fonksiyonları sunması beklenir (Hachet, Riviere, Guitton, 2003). Görüntüleme yüzeyi ve üzerinde çalışılan bilgi miktarının artışı aynı zamanda etkileşime geçmeyi bekleyen birden fazla kullanıcı olmasını ve ortak çalışma imkanına olan ihtiyacı da beraberinde getirir. Büyük ekranların kullanımında görüntüleme alanına ek olarak kullanıcıların fiziksel çalışma alanlarının da artışından bahsedilir. Bu sebeple bu tip ekranlar ile iletişime geçecek olan kullanıcının sahip olduğu çalışma alanında serbestçe hareket edebilmesi, klavye, fare veya diğer girdi cihazlarına ait kablo gibi fiziksel kısıtlamalara tabi tutulmaması gerekir. Bu nedenle klasik girdi cihazlarının büyük ekranlar için kullanıma uygun olmadığı söylenebilir.

Klavye ve fare gibi masaüstü kullanım için tasarlanmış olan aygıtların, duvar boyutunda bir görüntüyü yönetmek için düz bir yüzey üzerine yerleştirilerek kullanılması oldukça zordur. Ayrıca örneğin farenin büyük ekranda kullanımı klasik masaüstü monitörlerinden farklı olarak bir işlem için çoklu bilek hareketine ihtiyaç duyulmasına sebep olur. Fare yerine çoklu serbestlik dercesine sahip oyun çubukları da birden fazla kullanıcıyı destekleme ve kullanıcıların hareketliliğine engel teşkil etmeden kullanılabilmektedir. Ancak bu cihazların kullanımı standard kullanıcılar için zordur ve neredeyse sadece 3 boyut tecrübesi olan kişiler tarafından rahatlıkla kullanılabilmektedir. Öte yandan, güç geri bildirimli etkileşim arayüzleri kullanıcıya dokunsal geribesleme verebilmektedir. Ancak bu tip cihazların da kullanımı özel uygulamalarla sınırlıdır ve genel bir etkileşim yöntemi olarak benimsenilemez.

Büyük ekranlarda oldukça kaliteli görüntüler elde edilebilmekte ve bu tip ekranlar çalışacak uygulamalar üzerine araştırmalar devam ederken, bu ölçekte ekranlar ile etkileşim için hangi veri giriş cihazlarının kullanılabileceği cevabı halen aranan bir sorudur. Klasik arayüzlerin büyük ekran etkileşimi için yetersiz kalması yeni arayüz arayışına neden olmuştur. Bu alanda yapılmış çalışmalar dört ana gurupta özetlenebilir; (1) PDA & Cep Telefonu, (2) Lazer İşaretçiler, (3) Özel Tasarım Cİhazlar ve (4) Görüntü İzleme.

Kişisel ve Yarı Halka Açık Büyük Ekranlar II

Ekran boyutu arttıkça kullanıcılarda fareyi daha hızlı hareket ettirme eğilimi gözlemlenir. Bu çoğunlukla kullanıcıların fare kullanma becerisiini standard boyuttaki bir ekran üzerinde edinmiş olmaları ile ilgilidir. Bu, kullanıcıların fare hedeflemesini zorlaştırırken, imlecin bulunduğu yeri görmekte güçlük çekmelerine de sebep olur. Durağan fare imlecini duvar boyutunda bir görütünde tesbit etmek oldukça zordur. Czerwinski ve diğerleri imleç kaybı problemine çözüm olarak temporal örnekleme ile yüksek yoğunluklu imleç fikrini ortaya atmışlardır. Bu yöntem ile imlecin önceki ve şuanki konumu arasındaki boşluklar örneklenen resimlerle birleştirilerek, Fare İzi (Mouse Trail)‘ e daha kullanışlı bir alternatif ortaya konmuştur. İmleç pozisyonunun kolay tespit edilebilmesi için geliştirilen bir diğer yöntem ise “Otomatik Yer Belirleyen İmleç” (Auto-locator cursor) olarak anılmaktadır. Burada, farenin belirli bir zamanda hızlı bir şekilde hareket ettiği durumlarda imleç yerini kullanıcıya bildirmek için otomatik olarak bir imleç animasyonu tetiklenmektedir. Bu sayede, örneğin Windows’ un kontrol tuşu ile imleç çevresinde küçülen halkalar kullanarak imleci gösterilmesinin gerektirdiği ek kullanıcı aksiyonuna ihtiyaç ortadan kalkmaktadır.

Görüntüleme yüzeyi genişledikçe, ekranın farklı bölgelerindeki bilgilere ve bağlantılara erişmek de zorlaşmaktadır. Yakın ve küçük bir ekran için tasarlanmış olan arayüzlerin büyük bir ekrana yansıtılması, en basit işlevler için bile kullanıcıların ekran etrafında gezinmeleri zorunluluğunu getirecektir. Örneğin, kullanıcı ekranın sağ üst köşesinde çalışırken, sol alt köşede bulunan bir bilgiye erişmesi gerektiği takdirde fare yardımıyla uzun bir mesafe hareket etmesi gerekecek ve imleç kayıpları yaşanacaktır. Ayrıca, büyük bir ekran üzerinden çok miktarda bilginin parçaları üzerinde hızlı şekilde hareket edebilme yeteneği olmaması pratik olmayan bir çalışma ortamı yaratacaktır. Bu tip sorunlara çözüm getirmek için, fare hareketi esnasında klavyenin de kullanımı ile ekranın farklı bölgelerine hızlı hareketin desteklenmesi, büyük ekranlarda sıkça kullanılan çoklu pencerelerin fare hareket ettirilmeksizin izlenerek üzerinde çalışılmak istenen pencereye hızlı odaklanabilme, sürükle-bırak için lastik bant benzeri hareket görselleştirme ve son olarak ekranın sadece orta kısmı ile etkileşimde bulunarak, ekranın diğer bölgelerindeki bilgileri yine ekranın orta kısmında inceleme olanağı sağlama gibi farklı yöntemler önerilmiştir.

Birden fazla ekranın birleştirilerek büyük ekran yaratıldığı durumlar için ekranların birleşim yerlerde ortaya çıkabilecek problemler için pencerelerin ekran birleşim çizgilerine otomatik yerleştirilmesi ve ekranlar arası eğilme etkisini ortadan kaldırmak için Mouse Ether ve OneSpace gibi grafiksel dönüşüme dayalı ekranları eşdeğer hale getirme düzenlemeleri geliştirilmiştir[1].

2 Nisan 2009 Perşembe

Kişisel ve Yarı Halka Açık Büyük Ekranlar I

Masaüstü bilgisayar ekranları halen yaygın olarak kullanılsa da, yüksek çözünürlüklü büyük ekranların sürekli gelişen teknolojisi ve azalan fiyatları, bu tip ekranların kişisel ve ofis içi kullanımda gün geçtikçe daha fazla tercih edilmelerine sebep olmuştur. Bir çok kullanıcı halen fiziksel çalışma alanlarının %10’ unu kaplayan görüntüleri kullanmakta ve uygulamalarda kullanılan ara yüzler de sanal dünyaya erişmek için oldukça küçük bir ekran kullanıldığı varsayılarak tasarlanmaktadır.

Standard bilgisayar ekranları, az miktarda bilgiyi okunabilecek boyutlarda görüntüleyebilmektedir. Oysa bir çok uygulamada küçük bir bilgisayar ekranına sığmayacak kadar fazla bilginin görselleştirilmesi ve etkileşime açılması gerekmektedir. Verinin görselleştirilmesinde okunaklılık, veri üzerine gezinme kolaylığı, veri üzerinde birden fazla kullanıcının çalışabilmesi gibi ihtiyaçlara da cevap verilmesi gerekmektedir. İşte büyük ekranların kullanımı ile normalde kaydırma veya bölümleme ile bir kaç adımda izlenebilecek bilgilerin tek bir ekranda görüntülenebilmesi, ortak bir görüntü yüzeyi üzerinde birden fazla kullanıcının farklı yöntemler ile aktif olarak çalışabilmesi mümkün olmaktadır.

Büyük ekran sistemleri için tasarım yapmadan önce, tek bir büyük ekran veta birden çok ekranın birleştirilmesi kullanımı ile normal boyutlu tek bir ekranın kullanımı arasındaki farklılıklar ve benzerleiklerin anlaşılması gerekmektedir. Monitör olarak örneğin 50” bir plazma cihazının tercih edildiği durumlarda, kullanıcıların bazı sorunlarla karşılaştıkları görülmektedir. Bu sorunlar, genellikle arayüzlerin ve etkileşim cihazlarının büyük ekranlar göz önüne alınarak tasarlanmamış olmasından kaynaklanmaktadır. Kullanıcıların büyük ekran kullanımı sırasında karşılaştıkları bu sorunlara bir çok çalışmada yer verilmiş ve farklı çözüm yöntemleri ortaya konmuştur. Burada, görüntü yüzeyi genişledikçe, görüntülenen bilgi miktarı ve kullanılan pencere sayısı da artmakta ve görüntüleme alanının etkin yönetimi önemli bir kullanılabilirlik ölçütü haline gelmektedir. Artan bilgi miktarı ile kullanıcının bilgi ile olan ilişkisi ve bilgiyi kavrayış biçimi dolayısıyla kullanım modeli farklılık gösterir.

Czerwinski ve diğerleri büyük ekranlardaki kullanılabilirlik konularını 6 ana gurupta ifade etmiştir; imlecin takibi, ekranların birleşim bölgeleri, uzak bilgi erişimi problemleri, pencere yönetim problemleri, görev yönetim problemleri, yapılandırma problemleri [1].